Son günlerde sürekli üzerime geliniyor ve Tourist Ömer isimli sahte hesabın bana ait olduğu yönünde iftira atılıyordu. Gerçeği sayın Ergün Poyraz açıklayarak kamuoyunu aydınlattı. Süreci baştan sona anlattığım yazı uzun gelebilir ama lütfen bu önemli yazıyı son satırına kadar okuyun.

Gazetecilik hayatım boyunca mesleğime asla ihanet etmedim, meslek ilkelerimize her zaman sadık kaldım. Birkaç kez yanlış haber yazsam da hiçbir zaman yalan haber yazmadım, hiç kimseye iftira atmadım. Bugüne kadar hiçbir kumpas faaliyetine dahil olmadım. Yazdığım her yazının altına imzamı attım. Sadece haber ya da köşe yazılarımın değil, sosyal medyada paylaştığım hem mesleki yazılarımın, haberlerimin hem de kişisel paylaşımlarımın altına daima imzamı korkmadan attım.

Gazeteci olarak bugüne kadar hiç kimsenin tetikçisi olmadım. Zaman zaman özellikle bazı kişilere yönelik sert ve ağır ifadeler kullandığım sosyal medya paylaşımlarım oldu. Örneğin yazdıklarıma katlanamayan bazı troller, sahte hesaplar ve iftiracılara karşı sert cevaplar verdim. Bazı siyasilerle kişisel olarak anlaşmazlığa düştüğümde duygusal tepkiler verdim, o siyasilere yönelik çok sert ve eleştirel yazılar yazdım. Örneğin sayın Engin Berberoğlu, sayın Fuat Akdoğan ve sayın Ömer Günel’in Kuşadası Belediye Başkanları olarak benim zehir zemberek cümleler akan kalemimden çok çektikleri zamanlar olmuştur. Ama hiç hakaret etmedim. Sahte hesap açıp hiç kimseye iftira atmadım. Her zaman gerçek ismimi kullandım. Kesinlikle bir sahte hesabın ardına saklanarak politik eyyamcılık yapmadım, senaryolar yazmadım. Doğru bildiğim her şeyi adımla soy adımla yazdım.

Her zaman kraldan çok kralcı trollerin, siyasi çöp yalayıcıların, çıkarcıların, mesleki olarak kıskançlıktan çatlayan çapsızların yazdığı senaryolarına, iftiralarına maruz kaldım. Sahte hesapların Kuşadası’nda en çok hedef aldığı isimlerden biri oldum. Sanki ben siyasetçiymişim, bir yerlere adaymışım gibi sürekli bir saldırı dalgasına maruz kaldım. Yeri geldi aleyhime gazete bile çıkarıldı, televizyon programları bile yapıldı. Ama çoğu zaman bu saldırıları dikkate almadım, görmezden geldim. Adımla soyadımla yazmaya devam ettim, sahte bir hesabın ardına saklanarak değil. Yargılanmayı göze alıp, her yazımın altına adımı soyadımı yazıyorken neden sahte hesap kullanayım? Nitekim son dönemde hakkında ağır yazılar yazdığım Belediye Başkanı Ömer Günel benimle ilgili çok sayıda suç duyurusunda bulundu. Demem o ki benim sahte hesaba zaten ihtiyacım yok.

UFUK BAKSİ (BAHŞİ) KADAR TAŞ DÜŞSÜN BAŞINIZA

Gelelim yaşadığım sürece…

Gazetecilikten zerre kadar anlamayan, ancak dedikodu, senaryo, kumpas ve iftira konularında pek yetenekli bir zat olan Zeynep İnat, benimle ilgili bir yazı yazmıştı. Adımı kullanmadan, sürekli basın kartı sahibi filan diye beni de iyice tarif ederek Turist Ömer isimli sahte hesabın benim olduğu iftirasını attı. Zaten ne zaman bir sahte hesap ortaya çıksa bu çapsız kıskançların ortak hedefi ben oluyorum ve sahte hesapları bana yamamaya çalışıyorlar, akıllarınca beni kötülüyorlar. Çünkü ne entelektüel kapasiteleri ne gazetecilik yetenekleri ne de yetersiz IQ’ları benim çok altımda ve ulaşamadıkları ciğer olduğum için sürekli bana mındar demeye çalışıyorlar. (Kendimi amma övdüm ha!)

Neyse Zeynep İnat’ı telefonla aradım, önce açmadı. Mesaj attım, geri döndü. Ona yaptığının yanlış olduğunu, benim sahte hesabım olmadığını söyleyince beni suçlamaya ve tahrik etmeye başladı. Birbirimize karşılıklı hakaretler ettik. Ardından telefonu yüzüme kapattı. Ben de maalesef sinirlenerek duygusal tepki verdim ve hakaret içerikli mesaj attım. Bana hakaret davası açtı, basit yargılama usulü çıktı. Ancak tam da o dönemde eşimin ciddi rahatsızlığı yüzünden 15 günlük sürede itiraz edip kendimi savunma fırsatı bulamadım ve uzlaşmadığımız için de dosya üzerinden karar veren mahkeme beni mahkûm etti. Halbuki ortada karşılıklı hakaret vardı, ağır tahrik vardı, iftira vardı. Ama dedim ya kutsal savunma hakkımı bile kullanacak vaktim maalesef olmadı. Şimdi kendisine yakışanı yapıp haksız olduğu halde kazandığı dava üzerinden bir de tazminat davası açmasını bekliyorum. Ona çok yakışır gerçekten!

KİM BU MÜPTEZEL?

KİM BU ZEYNEP İNAT?

Neyse gün oldu devran döndü. Sayın Ergün Poyraz eleştirel bir yazı kaleme aldı. Yazısında “ufkudar, müptezel, tetikçi” ifadelerini kullandığı birinden bahsetti. Servet Köz isimli bir şahsa ait Aydın’da yayın yapan aydin24saat isimli bir haber sitesi bu tabiri alarak benim adımı kullandı ve Turist Ömer isimli sahte hesabın bana ait olduğunu yazdı. Ama soyadımı Baksi değil, Bahşi olarak kullandı. Sonradan ceza almamak için bilerek iki harfi yanlış mı yazdı, yoksa soyadımı gerçekten bilmediği için mi yanlış yazdı bilemiyorum.

Neyse bu büyük iftira ustası Zeynep İnat, mal bulmuş mağribi gibi hemen atladı ve bu sözde haberi kaynak göstererek, “Kim bu müptezel, kim bu Ufuk Bahşi” diye aklınca bana saldırdı. Neymiş sahte hesabın benim olduğu ortaya çıkmışmış. Aklınca algı yönetimi yapıyor. Bütün kem sözleri kendisine misli ile iade ediyorum. Yukarıdaki başlığı da misilleme olarak sadece benim adımın yerine Zeynep İnat’ınkini yazarak misilleme yapma amacıyla kullandım.

ERGÜN POYRAZ GERÇEĞİ AÇIKLADI: “UFUK BAKSİ’NİN ADINI SAHTE HESAP OLAYINA KARIŞTIRMAK ABESTİR”

Bu gelişme üzerine dün sayın Ergün Poyraz’ı aradım ve kastettiği “ufkudar müptezel”in ben olup olmadığımı sordum. Sayın Ergün Poyraz kesinlikle beni kastetmediğini açıkça belirterek, “Güzel kardeşim, ben kesinlikle seni kastetmedim. Ufkudar demek anlayışı kıt, geleceği göremeyen anlamındadır. Asla seni kastetmedim. Benim yazımı kullanarak kim senin adını verdi haberim yok” dedi.

Kendisine peki Servet Köz ile Zeynep İnat’ın Ufuk Bahşi diye benim adımı vermesi, ayrıca diğer bazı haber sitelerinde benden Ufuk adlı bir gazeteci olarak bahsedilmesi ile ilgili olarak beni kastetmediğini bir yazı ile açıklayıp açıklayamayacağını sordum. Kendisi bana aynen şöyle söyledi: “Elbet yazılı bir açıklama yaparım güzel kardeşim. Zaten senin ismini neden karıştırdılar anlamadım. Sadece ufkudar ifadesinden nasıl böyle bir sonuç çıkardılar gerçekten bilmiyorum. Senin adını sahte hesap işine benim yazım üzerinden karıştırmak abesle iştigaldir” dedi.

Sayın Poyraz, şehir dışında olduğunu ve yeni telefonuna henüz facebook uygulamasını yüklenmediğini belirterek, Aydın’a döner dönmez bilgisayar başına geçip gerekli yazılı açıklamayı yapacağını da sözlerine ekledi. Gerçeği açıkladığı için kendisine çok teşekkür ediyorum.

SAHTE HESAP AHLAKİ DEĞİLDİR

Başta Zeynep İnat olmak üzere Kuşadamızın bazı güzide (!) şahısları özellikle Belediye Başkanı Ömer Günel’e yönelik her sahte hesabı bana yamama çalışmalarını aralıksız sürdürürken, altını çizerek bir kez daha yineliyorum ve diyorum ki; BENİM SAHTE HESABIM YOK, HİÇBİR SAHTE HESAPLA İLİŞKİM YOK, KİMİN VAR SAHTE HESABI VAR BİLMİYORUM. SAHTE HESAP AHLAKİ DEĞİLDİR, KORKAKLIKTIR. KİMİN SAHTE HESABI VARSA ALLAH BELASINI VERSİN.

BELEDİYE BAŞKANI ÖMER GÜNEL’İ DESTEKLİYORUM

Belediye Başkanı Ömer Günel ile ortak noktalarımızdan biri de sahte hesaplardan bizlere yönelik sürekli saldırılar olması. Ömer Günel de kimliği belirsiz kişi ya da kişilerin ağır saldırısı altında. Çok ironik ama durum gerçekten bu. Ben de Ömer Günel ve başka bazı kişiler gibi sahte hesap mağduruyum. Üstelik benim mağduriyetim iki boyutlu; hem sahte hesapların saldırısı altındayım hem de sahte hesaplar bana yamanmaya çalışılıyor.

Zaten olay sadece Ömer Günel veya Ufuk Baksi olayı değil, bu sahte hesaplar sosyal bir kangrene dönüşmüş durumda. Sahte hesaplardan başka siyasetçiler de şikâyetçi. Fikirlerin çarpışması gereken siyasetin aracı kesinlikle sahte hesaplar olamaz, olmamalı! Belediye Başkanı Ömer Günel’e katılıyorum; sahte hesapların artık insanların onuruna, ailesine, kişiliğine dil uzatmasına, iftira atmasına bir dur demenin, Kuşadası halkı olarak tüm sahte hesaplara karşı bir tavır almanın zamanı geldi de geçiyor bile…